3 hafta boyunca doğru düzgün yemek yiyememek dünyada insanın başına gelebilecek en boktan şeylerdenmiş. hayır yokluktan falan da değil midem almadı ne yediysem. hangi ara bu kadar şımardı hiç bilmiyorum da ciddi kilo kaybı yaşadım.
güç diye bişey de kalmadı. yamucha bile gelse döver beni. beni diriltmek için dragon balları toplayacak kimse de yoktur ortalıkta.
buraları da iyice boşlamış olmamı hiç hesaba katmıyorum tabi.
dersler falan da yalan oldu. koskoca honor student olmuşum havaya girmiştim bu dönem çok sikko başladı.
anime bile izleyemedim doğru düzgün öyle kötüydüm ben lan. hiç böyle heyecanla ve hevesle izleyemedim izlediklerimi de. enerjim kalmamıştı.
yalnız artık kendi bokkenime sahibim. gücüme kavuşunca çok canlar yakıcam.
modern warfare 3’e tekrar bi el attım. 5 defa daha bitirdim çok eğlendim. tabi artık nereden ne kadar adam geleceğini ezberlediğimden yeteri kadar eğlenemiyorum. halbuki daha sevdiğim bölümleri 10ar defa oynayacaktım yalan oldu. yeni oyun şart!
bunlar şimdilik böyle dursun buralarda.
saygılar sevgiler.
yaz tatilinde gelen mutsuzluk. sen neymişsin lan öyle gelecek kaygısı.
tatil de bitiyor anasını satıyim.
buraları da iyice boşladım hiçbir şeyden bahsetmiyorum. ama her gün girip takip ettiğim insanlar ne yapmış bi bakıyorum keh keh keh diye gülüp gidiyorum.
rüyada anime karakteriyle girilen savaş kadar mükemmel bir şey yok. yalnız adam çok gizemli konuştu. şunları bi sikertesene lan bi hareketine bakıyor dedim. artık şov yapmaya gerek yok dedi adam bana. what the fuck?!
tatilin başında her istediğimi yapan hiç bana bağırmayan annemin zaman geçtikçe benden sıkılıp her yaptığıma bağırıp çağırması fazla korkunç. über tatlı bi insan ansızın canavara dönüşüyor. bi bakmışım bana yiyecek hiçbir şey hazırlamıyor her işi kendim yapıyorum. bi de fazla tembel bi insan olarak tüm gün karnım aç kalıyor.
alan wake bi acayip oyun. ama gereksiz zorluyor. zaten yazardan oyun kahramanı mı olur lan?! gerçi fizikçiden oluyor da ondan mı olmayacak diyenler de çıkar da ne bileyim yazar çok fena. bi de best seller yazarı. yavşak ve artiz tavırlar. bitiricem ama oyunu.
dead island desen zombili oyun diye eğlenirim dedim bi baktım adamlar rpg yapmış. oldum olası rpglere ısınamamış biri olarak zombi öldürmenin tadını çıkartmadım haliyle. yine de güzel oyun olmuş.
izleyecek çok fazla animenin olup da yeterli zamanın olmaması pizzanın az malzemeli olması kadar kötü. daha da kötü hatta.
yeni oyunlar lazım bana!
saygılar sevgiler.
yalnızca bir haftada 40 saatten uzun süre skyrim oynayarak oyunlara ne kadar aç kaldığımı gördüm. ve güzel oyunmuş. normalde hiç rpg oynamam da bu oyunu sevdim lan.
aikidoda hoca beni takdir ettikçe karşımdakine karşı daha da acımasızlaşıyorum. gerçi acımasızlık değil de ben hızımı artırıyorum. sonra bi bakmışlar yerdeler. yaz sonuna kadar kesin birini sakatlıycam.
hoca da beni sakatladı zaten.
adam kolumu öyle bi büktü ki ağrısı 3 gün geçmedi. şimdi de ne zaman kolumu savursam kıtlıyor omzum. götoş ya.
son 3-4 yıldır olduğu gibi yine bu yazın başında haftada en az 3 gün denize gidicem dedim. yazın başından beri sadece 2 defa gidebildim lan. bi sabahları seviyorum denizi. uyanmak imkansız ama anasını satıyim.
erken de yatılmıyor ki. izlenecek tonla anime var oynanacak oyunlar var.
ha bi de şey var. skyrimdeki savaş mantığına değinmem lazım benim. görevin adı battle for whiterun. görünce zaten inanılmaz gaza geldim. hatta fast travel olayına girmeden koşarak gittim oraya öyle heyecanlıyım. gittim bi de ne göreyim. sadece 8 kişi saldırıyoruz. ulan 8 kişiyle şehir mi alınır?! bütün hevesim kaçtı o manzara karşısında. şehre tek başıma girdim görevi bitirmem 5 dakika bile sürmedi. bu mudur lan savaş. bi mağaraya giriyorum yarım saat sürüyor çıkmam. şehri almam 5 dakika. amına koyim böyle işin.
bunların dışında sıcaklara değinmeden olmaz. leş gibi sıcak lan. oturamıyorum bile öyle sıcak. en fenası da uykunun en tatlı yerindeyken hava sıcak olduğu için uyanmak.
geçen yaz 20 kitap okuyan ben bu yaz elime kitap almıyorum.
saygılar sevgiler.
kendimi disipline sokayım diye aikidoya başladım. dördüncü antrenmanda kendimi kaybediyordum. o çocuk bi daha yardımcı olarak orada olursa götüne bokkeni sokucam.
ne zamandır da hiçbir şey zırvalamadım.
bokkenle çalışmak çok eğlenceli. bildiğiniz japon kılıcı. tek farkı çelik olmayışı. savurdukça samurai gibi hissetmemek mümkün değil. savaşa gitsem olur.
one piece izlemek hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı. zamanında öyle bi yerinde bırakmışım ki zirveye ulaşmasına çok az varmış resmen. 3 haftada 229 bölüm izlemişim. ve bu sayı bugün 4-5 bölüm daha artar kesin. sadece bir gün içinde 19 bölüm izlemişliğim de oldu. düşünün halimi.
eylüle kadar kendimi pek çok yönde geliştirmeye uğraşıyorum. acaba neler olacak.
mesela aikidoya başladım işte, sonra osmanlıca çalışıyorum, latinceye başlıycam, tarih kitapları okuycam, romanlar hikayeler, bu arada animeleri ve mangaları da asla ihmal etmiycem. süper olacak her şey Iluvatar’ın izniyle.
şimdiye kadar geçirdiğim en verimli tatil olacak lan.
shounen anime maratonu: 265 bölüm one piece, 109 bölüm bleach, 113 bölüm dragon ball, 201 bölüm gintama. hepsini izliycem evet. kısa serileri hiç saymıyorum bile.
böyle böyle şeyler var işte.
saygılar sevgiler.
depresyonun en belalısı gelecek kaygısından kaynaklanan versiyonu imiş.
iki haftadır çıldırıyorum resmen. ileride ne yapıcam nasıl yapıcam hiç belli değil. ortada güzel bi hedefim var. uzmanlık alanım belli ama hedefe giden yol yok. daha birinci sınıftan böyle kaygı olur mu demeyin vallaha oluyor.
finaller çok sıkıcı.
notunu yükseltmem gereken tek derse yarım yamalak çalıştım. o not asla yükselmeyecek. sınavda da bi acayip sorular vardı çok çılgındı.
şöyle bi baktım da seneye en az 9 ders alıcam. insanlara ehe mehe çok rahatım lan dersim yok ki ehe mehe derken son gülen onlar olacak gibi duruyor. he ben seneye eşşek gibi çalışmayacak mıyım? hem de nasıl! hayatımda hiç hırslanmadığım kadar hırslandım.
bi osmanlıca sorunum var ama onu yadsıyamam.
memleketimi özledim lan ben bi de. geçen yıl olduğu gibi yine okulun son zamanları hem yurttan hem okulun kendisinden çok bunaldım. böyle böyle üniversiteyi bitiricem ben bi şekilde. yükseklisans ve doktorada neler olur hiç bilmiyorum.
odasına gittiğimde bana çay ikram eden bölüm başkanının da canını yerim. bölümden 8 kişi toplaşıp evine gittiğimizde de çilekli pasta yapmıştı zaten. böyle bölüm başkanı kaç tane vardır ki?
o değil de bölüm başkanına giderken çiçek yaptırdık. taşıma sırası bana geldiğinde oflayıp pufluyordum ki yanımdan geçen kızlardan bi tanesi ay sevgilisine ne güzel çiçek hazırlatmış dediğinde bi şımardım fuck yeah dedim. saatlerce de güldük.
yazın da ilk defa işe girecek gibiyim böyle de bi durum var.
böyle işte.
soğuk gibi duran insanın canpare çıkması. fakat sempatisini kazanmak için 1 yıl koşturup friendzone yedim lan.
yine de arkadaşım diye seviniyorum muhabbeti bu kadar iyi bi insanla vakit geçirmek eğlenceli. koca üniversitede başka insan yok öyle. ben bulamadım ya da.
kesin ben bulamadım.
zaten bi yere kımıldadığım yok kalabalıktan gürültüden kaçıyorum.
tatil yaklaştı oyunlarıma kavuşmama az kaldı. bilgisayarımın bozuk olması ve oyun oynamama elvermiyor oluşunu evdeki bilgisayar ödeyecek. 3 ay boyunca hayvanlar gibi oyun oynamayı planlıyorum.
total grade nedir? toplam puan. şimdi bunu gel de ingilizce hocasına açıkla. 3 saat boyunca gözünün önünde yazdığım essayi sırf iki tane outline taslağı yok diye hiçe sayıp normalde 11 puan vermesine rağmen toplam puanıma sıfır vermiş allahsız. çılgınca koşup gösterdim ikinci taslağı öyle puan verdi. onu dosyaya koymayı unutmuşum diye neler yapmış neler. götoş.
şenlikler geldi geçti yurttan dışarı adım atmadım şenlik süresince. böyle de bi adamım ben.
buraları da boşladım. hiçbi halt yazmaz oldum. ama içimden gelmiyor lan yoksa bak yazıyorum işte.
pewdiepie diye bi adam var youtubeda. onu izleyin çok komik.
haa bi de toradora diye bi anime izledim. çok fenaydı lan. onu da izleyin bence.
oda arkadaşımın iyice sinirlerimi bozmaya başladığı zamanlarda 5 günlüğüne gitmesi ardından geldikten 2 gün sonra tekrar 5 günlüğüne gitmiş olması beni nasıl sevindiriyor hayal edemen. yalnız en çok sinirimi bozan oda arkadaşım ısrarla kalıyor şöyle bi siktir olup gitse keşke.
tin whistle aldım. irlanda kavalı. çok şukela çok güzide ama çalmaya başlayamadım doğru düzgün. çünkü oda arkadaşım günde 20 saat uyuyor. mına koduum ya.
sinirliyim ben.
ama bi yandan da böyle bi garip hallere girdim. kafam hepten karman çorman olunca buralara hiçbir şey yazmadım. içimden de gelmedi. bir sürü şey oldu bitti aslında. en başta sınavlar var tabi hohoho. resmen hiç gerilmeden stres yapmadan girdim çıktım sınavlarıma. bi tanesinden de eşşek gibi çalışan tiplerden daha yüksek aldım fuck yeah bitches diye gezdim birkaç gün. diğerleri ne oldu belli değil.
SEVDİĞİM KIZ BANA ABİ DEYİNCE.
moralim bi bozuldu bi toparlandım kendime geldim şimdi bozuk mu moralim yoksa keyfim yerimde mi hiç belli değil. kafam sikildi resmen.
çok çılgın bir kararla japonca öğrenmeye başladım. ezberlenecek binlerce zımbırtısı varmış hafiften tırstım ama belli bi düzeye kadar öğrenmeye çalışıcam. yazın da latinceye başlıycam. sonra osmanlıca tekrarları. çılgın atmayı planlıyorum resmen.
bi de japonlar bi sempatik buluyor bi seviyor beni nedendir anlamadım. eşşek yüküyle param olduğunda ilk iş japonyaya gitme kararı aldım bu yüzden.
bahar geldi insanlar şenliklere kim gelecek diye konuşuyorlar. ne zaman duysam bitch please moduna giriyorum. şenlikler boyunca yurttan çıkmayıp sadece anime izlemeyi düşünüyorum. geçen yıl zorla çıkarttılardı dışarı ama bu yıl yoo dostum yoo diyeceğim.
ne zamandır doğru düzgün müzik dinlemiyordum hep aynı şeylere tıkılıp kalmıştım. bir haftada birbirinden canpare gruplar dinledim kendime geldim resmen. özlemişim lan.
benden bu kadar.
saygılar sevgiler.
yalnızca bir haftada yemeğe 110 lira harcamış biri olarak ayı olduğumu kendi kendime kanıtladım. ondan sonra resmen göbeklendim lan resmen yanaklarım dev gibi oldu diye sinirleniyorum.
sınavlar bir hafta sonra başlayacak ben en iyisi bir hafta önceden çalışmaya başlayayım ki konulara rahat rahat bakayım sıkıntı yaşamıyim demiştim haftanın başında. daha çalışmış değilim. tembelliğimden kurtulduğum gün çok başka bir gün olacak böyle ne bileyim acayip bir gün olacak işte.
ulan hamiyet ne bu vaziyet bu ne rezalet ne bu eziyet
korku oyunlarının videolarını izlemeyi hep bi sevmişimdir eğlenceli gelmiştir. yutupta birini keşfettim geçen gün. adam gerçekten aşırı korkunç oyunlar oynuyor ve adamın tepkilerine mi gülsem oyundan korkup çığlık mı atsam ortada kalıyorum. ne eğlenebildim ne korkabildim böyle bi saçmasapan bir şey oldu. adamın fıçılardan nefret ediyor oluşu ve her karşısına fıçı çıktığında “BARRELS!!!!” diye bağırması her seferinde yerlere yatmama sebep oldu ama.
oda arkadaşlarımdan birinin yurttan çıkması sonucu 4 kişilik odada resmen tek kişi yaşıyor gibiyim. çünkü biri ortam çocuğu sürekli dışarda hep geç geliyor. diğeri desen odada olduğunda sadece uyuyor sesten de asla rahatsız olmuyor. çok rahatım artık. REİSİM BEN.
hee bi de şöyle bir şey var ki midem alt üst oldu tamamen. artık tatlı şeyler direkt ağzıma sıçıyor. şöyle keyif için bi çikolata bile yiyemiyorum lan.
benden bu kadar.
saygılar sevgiler.
“yarın yapabileceğim işi neden bugün yapayım ki?” böyle bir söz duydum bi animede. anında benimsedim çok sevdim. uyguluyorum hatta. mesela outline çıkarmam gerek. ama nasıl olsa yarın yapabilirim diye uğraşmıyorum şimdiden.
resmen kafam karman çorman oldu yine. her yanım egzama. hep oyunsuz kaldığım için oluyor bunlar galiba.
haftasonu evime gidicem diye anamı aradım. dedim bak bana güzel şeyler yap. doğru düzgün yemek yiyim. pilav üstü tavuk yapıyim sana dedi. bir an vazgeçecek oldum gitmekten. sonra dedim gidiyim en iyisi. bi de en über arkadaşım avusturyadan kalkıp geliyor. onu görmem gerek. tavlada yenicem allahsızı.
bi de bir şey dikkatimi çekti. takipçi sayım resmen 2 günde bir defa olmak üzere 1 kişi azalıyor. çok acayip lan. giderek iğrençleşiyor muyum nedir olay anlamadım.
dert olmuş içime.
ben bi sigara içeyim bunun üstüne.
saygılar sevgiler.
oda arkadaşlarımdan birinin burun çekme sesi o kadar korkunç ki o kadar olur. temizlik takıntısı da olduğu için sene sonunda koçum benim diye sırtına bi tane geçirip bwahahahaha diye gülerek kaçıcam. o sırada sinir krizi geçiriyor olacak peşimden de gelemez. oturdum bunları düşünmeye başladım artık.
bir diğer oda arkadaşımsa horlamanın dibine vuruyor. dinlediği şarkılar desen onlar da sikimsonikliğin dibine vuruyor. aynı sikimsonik şarkıları bi de alarm yapıyor ve sırf trollük olsun mudur niyedir bilemedim tam da benim uyanacağım saatten sayıyla da rakamla bir saat önce çalıyor alarmı. kolaysa sinirlenme ve sakinliğini koru. her sabah baş ağrısıyla kalkıyorum yataktan.
sonuncusu ise pisliğin dibine duruyor. odada 1 haftalık lahmacunun ne işi var lan?!
ahanda böyle sebepler yüzünden eeeh sikerim yurdu diyorum çıkacağım diyorum. sonra beraber eve çıkabileceğim tek insanın avusturyada okuyor olduğunu hatırlayıp biraz daha dayanayım nasıl olsa az kaldı bu dönemin de bitmesine diyorum.
bari önümüzdeki yıl gelecek olanlar doğru düzgün tipler olsa. sıkıntılı insan istemiyorum lan odamda.
evet odam. şu anda odanın reisiyim ulen.
derslerin hoca kaprisleri üzerine gelişiyor oluşundan nasıl nefret ettiğimi bir essay üzerinden açıklayacağım sevgili eng102 hocam.
bu haftasonunu verimli geçiricem lan. böyle de bir karar aldım. iki gün boyunca çılgın atmayı düşünüyorum.
iyi geceler.